8 Mart 2011 Salı

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.Blogger kullanıcıları bu yazıyla karşılaştılar son günlerde sahip oldukları ya da takip ettikleri blogları açmak istediklerinde. Evet siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmişti. Özellikle bu yüzden blogger'da blog açma sürecim hızlandı ve hemen karar verdim. Belki de tepkimi bu şekilde göstermek benim açımdan yapabileceğim tek şey şu anda.
Ve evet blog açıldı, blog adresi alındı. Peki başlık ne olacak? Ne koymalıydım blogun başlığını ? Gözüme birden masamın üzerinde duran Nazım ilişti. Evet çok düşünmeme gerek yoktu. Bu kadar çok tuhaflığı yaşarken bu topraklar üzerinde ve çok da normal olmayan biri olarak bence çok da uygun bir başlıktı. O zaman olsun bakalım, "Dünyanın en tuhaf mahluku"...

Blog başlığımı; sıkıntılı, neşeli, hüzünlü... her anımı paylaştığım Nazım Hikmet' e borçluyken ilk paylaştığım şey de bir Nazım eseri olmalıydı. Ve şimdi ben de öyle yapıyorum. Dünyanın en tuhaf mahlukuna Nazım'ın dizeleriyle sesleniyorum.

Dünyanın en tuhaf mahluku

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Nazım Hikmet RAN

1 yorum: