12 Mayıs 2011 Perşembe

Sevgilinin Geciken Ölümü

-... Benim hayatımda aşk hiç olmadı. Olamazdı da. Babamın aşk için bizi terk ettiği gün nefret ettim bu dünyanın en bencil duygusundan. Aşk başkalarına hayat hakkı tanımayan bir bencilliğin adıdır...-
(sf-120)

-...Yaşam - ülkemin doğal kaynaklarından en zengin olanı. ...-
(sf-136)

-...Şu yeryüzünde her şey bizim uydurduğumuz hikayelerden ibaret. Ne yazık ki bir süre sonra bu hikayelerin sınırları içinde yaşamayı tercih ediyoruz. Belki de kendimizi bu şekilde güvende hissediyoruz.-
(sf-152)

-İnsanlar arasındaki sınırları kim düzenliyor ? İnsan düşündüklerini eyleme geçirmediği sürece sorumluluk yüklenmiyor mu ?
(sf-156)

-İnsanlar ancak kendi bedenleri ve ruhları üzerinde açılan yaraların acısını gerçekten hissederler. İnsanlar ancak kendi küçük dünyalarındaki işaretleri algılayabilirler.-
(sf-183)

-Birisi bir başkasını bu kadar çok düşünürse onu hiç yoktan yaratamaz mı ? Belki de benim hayal gücümün bir oyunusun.-
(sf-196)

-... Ben senin yerine, senin için bedel ödüyorum. Bu yüzden ben de senin gibi bir hücreye sıkışıp kalıyorum. Duvarlarının yapıtaşları gözyaşı olan bir hücre. Peki yaratılan yaratıcısının sınırlarını aşabilir mi? Yaratan, kendi günahlarının bedelini ödetmek için birini yarattığı için bu sınırı aşabilir mi ? Dört yanı acıyla çevrili bir varlık ne yapabilir öylece durmaktan başka ? Yaratıcısının hayalinin içindeki insan Berzah aleminde öylece asılı duruyor... Bir damla gözyaşının içinde. O yüzden bugün hiç bitmek bilmiyor. Berzah' ta güneş hiç doğmadığı için... -
(sf-198)

-Artık kime ait olduğu belirsizleşmiş olan ses sustu.
Tüm söylenen sözler geri gelmeyenlerin alemine karışarak yok oldu.
Berzah'takiler için hatırlanması güç bir rüyadan ibaret olan gerçeklik, meçhul yaratıcının zihninde acının ve kederin ipliğiyle örülmeye devam ediyordu. -
(sf-199)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder